Halka Hizmette ve Siyasette Senfoni Oluşturmaya Çalışıyoruz

Muhterem Hemşehrilerim,

Öncelikle şu tespiti yaparak başlamak isterim ki; Sultan Alparslan’ın 1071 yılında Anadolu’ya girdiği ordusunda mezhep çatışması ve etnik ayrıştırma yoktu. Birlikte aynı ideali paylaşan insanlar; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle aynı bayrak altında toplandı, Anadolu’nun kapılarını hep birlikte Türklere, dolayısıyla İslam’a açtı… Bu tespitten yola çıkarak bizi birbirimize düşürmeye çalışanlara karşı en güçlü referansımız;

– Tarihtir
– Medeniyettir
– Değerler Sistemidir
– Ahlaktır
– İnanç Köklerimizdir

Ve herkes bunu bu şekilde tespit ederse, doğru reçete ile yanlışa varılması mümkün değildir. Ayrıca şu da unutulmamalıdır ki;

Bir devleti ve bir toplumu ayakta tutmanın iki enstrümanı vardır. Gençlik ve ahlak politikası, yani gençliğin ayakta tutulması… Değerler sistemini inşa edemeyen bir toplumun, medeniyet inşa edebilmesi mümkün değildir. İnşa ettiği değerler sistemini yaşatmayan bir toplumun, inşa ettiği medeniyeti sürdürmesi de mümkün değildir.

Hayat, insanın beslediği değerlerle, ahlakla ve kültürel birikimlerle bire bir ilgilidir. Bu nedenle yozlaşmaya karşı direnmeyi hepimizin benimseyip, geleceğe taşıması için her bireyin üzerine düşenleri görev sorumluluğu içerisinde yerine getirmesi gerekmektedir.

Devletin “ahlaklı olunacak, ahlaklı ol” demesiyle ahlaklı olunmaz.  Bunun aile, anne, baba, abla, abi, amca, hala, dayı, teyze boyutu var. Ahlak, aile ve çevreden başlar, sokakta devam eder ve okul hayatıyla perçinleşir. Devamında ülkenin basın yayın organlarından tutun da, sivil toplum kuruluşlarına kadar bütün bir sistem bu değerler sistemini beslediği taktirde toplum, devlet ve medeniyet ayakta kalır. Eğer bu parametrelerden biri yok olursa, sistemin ayakta kalması mümkün değildir.

Şimdi şunu diyebiliriz ki, bir milletin ayakta kalabilmesi, canlı olabilmesi, örnek teşkil edebilmesi, ilelebet yaşayabilmesi ve lider olabilmesi için iki unsuru ayakta tutması gerekir. Bunlar, “söz konusu milletin ahlakı” ve “gençlerin ayakta olması”dır.

Bu yüzden bizim siyasi anlayışımızın merkezinde insana hizmet vardır, içinde bulunduğumuz hareket bir millet hareketidir. Yaratılanı YARADANDAN ötürü seven bir anlayışla devleti ve siyaseti, insana hizmetin bir yolu olarak görüyoruz.

 

Şirin Kaynaşlı’mın güzel insanları,

Kaynaşlı sevdasıyla yetişmiş bir yönetim kadrosu olarak, ekmeğini yiyip suyunu içerek büyüdüğümüz bu topraklara daha faydalı olabilme arzusu her zaman hayallerimizi süslemiştir. Kaynaşlı’lı hiçbir zaman imkansızlıklara isyan etmemiş, burun kıvırmamış, milletini ve devletini suçlamamış, azim ve kararlılığıyla kendine çizilen ufukların çok çok üzerinde başarılar elde etmiştir. Onu iyi tanımayanlar, içtenliğini ve samimiyetini anlamayanlar yanlış değerlendirebilirler.

Yerel idare şüphesiz hizmet etmenin etkin yollarından biridir. Orkestra, farklı seslerin senfoni oluşturduğu sürece insanları başka dünyalara götürür… İnsanlar enstrümanların uyumunu sağlayamazlarsa kakofoniye sebep olurlar.

Biz, yerel yönetimde ve siyasette senfoni oluşturmaya çalışıyoruz. Farklı düşünceler, fikirler, oluşumlar ve etnik gruplar, ayrılmaz birlikteliğimiz Kaynaşlı Halkı’nın rengini meydana getirsin istiyoruz. Biz, belki de Dünya’nın en güzel topraklarından birinin üzerindeyiz… Tarihimiz, zengin coğrafyamız, bu topraklar üzerinde ne varsa, kim hangi donanımdan, uygarlıktan kalmış olursa olsun, tümünü bize verilmiş emanetler olarak görüyoruz.

Tekrar ifade ediyorum ki, biz halka hizmette ve siyasette kakofoni değil senfoni oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü kardeşler arasında hesaplaşma değil helalleşme olması gerektiğine inanıyoruz. Biz, Kaynaşlı’mızın 20 köy ve 7 mahallesi ile birbiriyle kucaklaşmasını, birbiriyle helalleşmesini istiyoruz…

Bizim hizmet anlayışımız ve siyasetimiz her zaman kucaklaşmanın ve helalleşmenin üzerine inşa edildi. Biz ayrıştıranlardan değil, kucaklaştıran ve birleştirenlerden olduk, olmaya da devam edeceğiz. Bu milletin gönül tahtında bir yer sahibi olmayı, Dünya’nın hiçbir makam ve mevkiine değişmeyiz. Makamlar bizim için kin kusma, öç alma yeri değil, millete hizmet yeridir. Makamlar ve mevkiiler kuşkusuz isimlerle anılır ve oradaki insanlarla anlam kazanır. Makamların ve mevkiilerin kişiye güç katmadığının ve o gücün geçici olduğunun bilincindeyiz.

Elbette hizmet etmenin tek yolu yerel yönetici ya da siyasetçi olmaktan geçmemektedir. Bahçede fındık toplayan yetmiş yaşındaki ninemizin de, girişimleriyle istihdam sağlayan iş adamlarımızın da, tüm çalışanlarımızın yaptıklarının da, özünde bu memlekete hizmet olduğunun bilincindeyiz. Yeter ki niyet güzel olsun…

Niyeti insanlara hizmet etmek olan ve bu yolla mutluluğunu artıranlar hep hayırla anılmışlardır. Biz de hizmet ederek mutlu olmaya ve sonrasında hayırlı yad edilmeye talibiz… Sizlerin güvenini boşa çıkarmamak, ayrıldığımızda da hayır ve duanızı esirgemeyeceğiniz kadar iz bırakabilmektir tüm gayretimiz. Aksi bir durumda yaşayacağımız hakkınızı helal etmeme kaygısı, hem bu dünya hem de öbür dünya için en çok çekindiğimiz sonuç olacaktır. Hesabını her iki dünyada da verebileceksek RABBİM yolumuzu açık etsin, duamız budur… Gayret bizden, destek halkımızdan, tevfik ALLAH’tandır. Rabbim yar ve yardımcımız olsun…

Bu vesileyle Kaynaşlı’mıza geçmişte emeği geçen tüm yöneticilere teşekkürlerimi iletiyor, siz değerli hemşehrilerimi saygıyla selamlıyorum.

 

Erol Bayraktar
Kaynaşlı Belediye Başkanı